
Akciğer Kanserinde Beslenme ve Antioksidanlar

Tüm kanser vakalarının yaklaşık 1/3’ü tüketilen besinlerden kaynaklanmaktadır ve tüm kanser ölümlerinin 1/3’ü yine beslenme ile ilişkilidir. Bu yüzden sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, sınırlı alkol kullanmak ya da kullanmamak ve sigara kullanmamak kanserden korunmak için önemli kriterlerdir. Ayrıca, antioksidan besinler tüketmek kanseri önleme ve pek çok hastalığa yakalanma riskini azaltması bakımından önem teşkil eder.
Antioksidan nedir? Antioksidan besinler, insanların normal fizyolojik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan veya çevre ve beslenme yoluyla alınan serbest radikallere ve reaktif bileşiklere elektron veya hidrojen vererek onları indirgeyen ve bu şekilde oluşabilecek olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltan besin maddeleridir. Antioksidan besinler, serbest oksijen radikallerini belirli bir şekilde ortadan kaldırır. Antioksidanlar enzimatik ve non enzimatik olarak ikiye ayrılırlar. Nonenzimatik antioksidanlar; mineral (Se, Zn), vitamin (A, C, K ve E), karotenoitler (β- karoten, likopen, lutein, zeaksantin), organosülfür bileşikleri (allium, allil sülfit, indoller), düşük molekül ağırlıklı antioksidanlar (GSH-Px, ürik asit), (üzüm, yaban mersini, kızılcık), elajik asit (nar, üzüm, kiraz, çilek), kapsaisin (kırmızı acı biber), kuversetin (kırmızı soğan ve elma), C vitamini (greyfurt, portakal, biber, brokoli, kivi, kuşburnu), E vitamini (badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu), selenyum (patates, ayçekirdeği, yumurta), polifenol (yeşil çay, ahududu, soya, çilek, erik, elma, yaban mersini), glucosinolates (brokoli, brüksel lahanası, su teresi, karnabahar), lutein (brokoli, ıspanak, kara lahana, kırmızı üzüm, kivi) olarak sıralanabilir.
Elma lifi ve elma suyunun içerdiği antioksidanların, pektin ve vitaminlerden dolayı insanlarda akciğer kanseri oluşumunu engelleyebileceğI belirlenmiştir. Akciğer kanseri hastalarının erken evrede olanlarda retinol ve likopen seviyeleri istatistiksel olarak daha düşük saptanmıştır, son evre akciğer kanseri olanlarda ise, serum vitamin E, beta-karoten, selenyum ve çinko seviyeleri daha düşük saptanmıştır. Yapılan birçok çalışmada kanser hastalarında düşük antioksidan seviyesi ve yüksek oksidatif stres gözlemlenmiş, pek çok besinde bulunan alfa karoten, beta karoten, likopen, lutein, kriptoksantin ve zeaksantin gibi belli başlı karotenoidlerin oluşumunu tamamlayıp depolandığı organlarda antikarsinojen olarak etki gösterdiği saptanmıştır. Karotenoidler ve kanser arasındaki ilişki, daha çok akciğer kanseri ile ilgilidir. Özellikle serbest radikallerin etkisinden kurtulmak için antioksidan beslenme önemlidir.
Antosiyaninler (mürdüm eriği, böğürtlen, karadut, kiraz, yaban mersini, vişne), kateşinler (siyah çay ve yeşil çay), likopen (domates, pembe greyfurt, karpuz, kayısı), beta karoten (havuç, kavun, mango, kayısı), resveratrol içeren siyah üzüm, yaban mersini, kızılcık), elajik asit (nar, üzüm, kiraz, çilek), kapsaisin (kırmızı acı biber), kuversetin (kırmızı soğan ve elma), C vitamini (greyfurt, portakal, biber, brokoli, kivi, kuşburnu), E vitamini (badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu), selenyum (patates, ayçekirdeği, yumurta), polifenol (yeşil çay, ahududu, soya, çilek, erik, elma, yaban mersini), glucosinolates (brokoli, brüksel lahanası, su teresi, karnabahar), lutein (brokoli, ıspanak, kara lahana, kırmızı üzüm, kivi) olarak sıralanabilir.
Omega-3 yağ asitleri, akciğer kanseri ve bununla birlikte kolon, meme, prostat gibi birçok kanserin büyümesini yavaşlatan önemli bir besin grubudur. Omega-3 yağ asitleri kanser oluşum riskini azaltır. Aynı zamanda omega-3 yağ asitleri kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini ve tedaviye yanıtını artırmaktadır. Omega-3 yağ asitleri kanser hastalığında görülen zayıflama, kas kaybı ve kaşeksiyi de azaltmakta ve önlemektedir.
Bazı besin gruplarının tercihan fazla tüketilmesi kanserden korunmak açısından önemlidir. Bu besinlere kanser oluşumunu azaltıcı besinler adını verebiliriz. Bu besinler Tablo 3’te ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Akciğer kanser hastalarının hepsi tanı sırasında beslenme bakımından değerlendirilmeli, ardından da bu hastalara beslenme konusunda danışmanlık hizmeti verilmelidir. Tarama testleriyle genellikle, hastanın güncel ağırlığı, yakın zamanda oluşan kilo kaybı ve ağızdan beslenme alışkanlıkları saptanmalıdır. Aktif kanserle mücadele eden akciğer kanserli hastalarda aşırı kilo kaybı (kaşeksi) oldukça sık görülür. Yapılan bir çalışmada küçük hücreli akciğer kanserli olguların %59’unda, küçük hücre dışı akciğer kanserli olguların %58’inde kilo kaybı görülmüştür. Kanserli hastada yağsız kilo kaybı başlıca kaslardan olmaktadır. Solunum kasları da bu kas kayıplarından olumsuz etkilenir. Solunum kaslarının yapısı ve fonksiyonu bozulur; solunum gücü azalır, solunum sıklığında artış olur. Kas kütlesinde azalma yanında kanser hastalarında yağ̆ kütlesinde de azalma söz konusudur. Kanser tedavisi akciğer kanserli hastalarda beslenme bozukluğunun bir diğer önemli nedenidir. Kemoterapi bulantı, kusma, mide krampları yaparak, iştah kaybına yol açabilir.
Akciğer kanserli hastalar, ilk profesyonel değerlendirme sonrasında nütrisyonel değerlendirme için diyetisyene yönlendirilmelidir. Uzman diyetisyen tarafından hazırlanacak diyet programının mümkünse enerji tüketimi hesaplanarak düzenlenmesi gerekir. Pratik uygulamada günlük kalori gereksinimi, günlük yaşam aktivitelerini sürdüren hastada 30-35 kcal/kg/gün, yatan hastada ise 20-25 kcal/kg/gün olarak hesaplanmaktadır. Günlük protein gereksinimi 1,5 g/kg olarak hesaplanmalıdır. Beslenme planı bireysel olarak düzenlenmeli ve doğal ve ucuz olduğundan ağızdan beslenme tercih edilmelidir.
Ağızdan beslenmede zorluk ve 7 günden uzun süren bozukluk durumunda, ağızdan alımı hesaplanan enerjiyi tüketiminin %60’ı olan hastalarda nütrisyonel tedaviye başlanmalıdır.
Beslenme planının içinde n-3 yağ aside olmalıdır. Yapılan çalışmalarda oral n-3 yağ asidi desteğinin iştah, kilo artışı, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri gösterilmiştir. Etkili doz 1,5 g/gün üzerindedir. Kilo kaybında protein kaybı sık görülür. Glutamin amino asitinin beslenme planına eklenmesiyle yağsız vücut kütlesi, vücut ağırlığı ve iştahta artış gözlenmiştir. Kanserli hücrede, enerji metabolizmasında bozukluk vardır ve net ATP kazanımı azalmıştır. Çalışmalarda riboflavin, niasin ve koenzim Q eklenmesiyle ATP üretiminin artırılabildiği ve bu besin ögelerinin vücut ağırlığının korunmasını sağladığı gösterilmiştir.2
Kaynakça
#akciğer kanseri beslenme #akciğer kanseri tedavisinde beslenme #akciğer kanseri beslenme tedavisi #akciğer kanseri ameliyatı sonrası beslenme #akciğer kanseri beslenme şekli #akciğer kanseri için beslenme #antioksidan besinler #antioksidan içeren besinler #antioksidan nedir
Nobel İlaç’ın Sağlık Profesyonellerine Yönelik Dijital Platformu